Av. Cemil Şaar tarafından yazılmıştır. Atıfta bulunulması suretiyle serbestçe paylaşılabilir.

Türk Hukukunda Kripto Varlık, İtibari Para Ve Elektronik Para: Yasal Tanımlar Ve Aralarındaki Sınırlar

TÜRK HUKUKUNDA KRİPTO VARLIK, İTİBARİ PARA VE ELEKTRONİK PARA: YASAL TANIMLAR VE ARALARINDAKİ SINIRLAR

6362 Sayılı Kanun, 6493 Sayılı Kanun ve İlgili İkincil Mevzuat Kapsamında Bir Kavram Haritası

Av. Cemil Şaar, (Doktora Adayı)

Bu yazıdaki bilgiler yayımlandığı tarih itibarıyla günceldir; bununla birlikte mevzuat sürekli gelişmekte ve değişmektedir. Herhangi bir işlem yapılmadan önce yürürlükteki mevzuatın teyit edilmesi ve hukuki danışmanlık alınması önem taşımaktadır. Ek olarak; bu yazıda tüm konulara yer verilmemiş olup, temel bilgiler aktarıldıktan sonra kişisel veya mesleki nedenlerle şahsen önemli gördüğüm hususlara dikkat çekilmiş olduğundan yazı bu hâliyle hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır.

Bu yazının İngilizcesi için bkz: Crypto Assets, Fiat Money, And Electronic Money Under Turkish Law: The Statutory Definitions And The Boundaries Between Them

I. KAVRAMLAR ARASI AYRIMIN ÖNEMİ

Türk finansal mevzuatı “para”, “döviz” ve “dijital varlık” ifadelerini birbirinin yerine geçebilecek nitelendirmeler olarak kullanmaz. Mevzuat, birbirini dışlayan bir kavram seti üzerine kuruludur ve bir aracın hangi kategoriye girdiği; onu hangi otoritenin denetlediğini, onunla işlem yapmak için hangi lisansın gerektiğini ve yetkisiz faaliyete hangi cezai hükümlerin bağlandığını belirler. Bu nedenle bir sözleşmede, lisans başvurusunda ya da tanıtım materyalinde yanlış terimin kullanılması üslup sorunu değil, ciddi sonuçları olabilecek bir nitelendirme sorunudur.

Bu yazı, söz konusu kategorileri ve aralarındaki sınırları ortaya koymaya çalışmaktadır. Bu platformdaki diğer yazılarda kullanılan kavramlar için başvuru kaynağı olarak kullanılması ve ilgili yazılarda bu kavramların tekrardan tanımlanmaması için hazırlanmıştır. Kavramların pratik sonuçları, Türkiye'de İtibari Para Ayağı Bulunan Bir Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcısı Kurmak: KVHS Lisans Süreci başlıklı yazıda ele alınmakta olup gerekli lisans, izin verilen faaliyetler, sermaye eşikleri ve itibari para ayağının neden bankalar üzerinden yürütülmek zorunda olduğu, aşağıda açıklanan kategorilerden doğrudan türemektedir.

II. ÜST KAVRAM: FON

Başlangıç noktası, 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun'un 3. maddesindeki fon tanımıdır. Buradaki fon kavramı, yatırım fonunu değil; PSD2'nin 4(25). maddesindeki anlamıyla ödeme hukuku bakımından parasal değerleri ifade etmektedir. Bu hüküm fonu; banknot, madeni para, kaydi para veya elektronik para olarak tanımlamaktadır.

Buradan üç tespit çıkmaktadır. Birincisi, Türk hukuku fiziki nakdi, banka bakiyelerini ve elektronik parayı aynı şeyin türleri olarak değil, üç ayrı kavram olarak ele almaktadır. İkincisi, bu sayım anılan Kanun'un uygulanması bakımından tahdidîdir. Üçüncüsü ve en önemlisi, kripto varlıklar bu sayımda yer almamaktadır.

III. DÖRT PARASAL KATEGORİ

İtibari para: Devlet iradesiyle ihraç edilen, egemenlik unsuru olan para, yani Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından ihraç edilen banknot ve madeni paralar. İtibari kelimesi, değerini herhangi bir emtia karşılığından değil devlet otoritesinden ve kamu güveninden alan para anlamında “fiat” karşılığına gelmektedir. Aksi hâlde titizlikle kaleme alınmış değerlendirmelerde bile sıkça yapılan bir hata, itibari paraya örnek olarak “Türk lirası” gösterilmesidir. Bu, iki ayrı kategoriyi birleştirmektedir: Cüzdandaki banknot itibari paradır; aynı nominal tutarın banka hesabında bulunması hâli ise değildir.

Kaydi para: Fiziki bir nesne olarak değil de bir kayıt olarak var olan para; esas itibarıyla banka mevduat bakiyeleri. Ekonomik anlamda paradır ve 6493 sayılı Kanun anlamında fondur; ancak itibari para değildir. Ayrım önemlidir; zira onu bulundurmasına izin verilen kuruluşlar sınırlıdır: 5411 sayılı Bankacılık Kanunu uyarınca mevduat ve katılım fonu toplama yetkisi bankalara özgülenmiştir ve Türkiye'deki her kripto girişiminin itibari para ayağını bankacılık sistemi üzerinden yürütmeye zorlayan da bu tekeldir.

Elektronik para: 6493 sayılı Kanun'un 3. maddesinde; ihraç eden kuruluş tarafından kabul edilen fon karşılığı ihraç edilen, elektronik olarak saklanan, anılan Kanun'da tanımlanan ödeme işlemlerini gerçekleştirmek için kullanılan ve ihraç eden kuruluş dışındaki gerçek ve tüzel kişiler tarafından da ödeme aracı olarak kabul edilen parasal değer olarak tanımlanmıştır.

1 Ocak 2020 tarihinden itibaren bu alanda lisanslama ve denetim yetkisini elinde bulunduran Merkez Bankası tarafından yetkilendirilen elektronik para kuruluşlarınca ihraç edilir. İki husus sıkça yanlış anlaşılmaktadır. Birincisi, kanuni ifade “kabul edilen fon karşılığı ihraç edilen” şeklindedir; “birebir karşılığı bulunan” değildir. Sonuç benzer olmakla birlikte bu ikinci ifade kanunun tercih ettiği lafız değildir.

İkincisi, elektronik para kuruluşları da müşteriden aldıkları fonları bankalarda açılan hesaplarda tutmak zorundadır; bu husus mevduat tekelinin bir başka görünümüdür. Burada terminolojiye özellikle dikkat edilmesi gerekir: Kartlı ödeme sistemi, elektronik para değildir. Örneğin Troy, Bankalararası Kart Merkezi tarafından kartlı sistem kurma izniyle kurulmuş ve işletilen bir kartlı ödeme sistemidir; elektronik para kuruluşları onun bir örneği değil, üyesidir.

Ödeme aracı: Yine ayrı bir kategori olup aktarılan değeri değil, ödeme emrinin başlatılmasında kullanılan aracı ya da usuller setini kapsamaktadır. Kripto varlıkların ödeme aracı olup olmadığı sorusuna, Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmamasına Dair Yönetmelik olumsuz yanıt vermektedir.

IV. KRİPTO VARLIK: ÜÇ YIL ARAYLA İKİ TANIM

Türk hukukunda, farklı amaçlarla ve üç yıl arayla kaleme alınmış iki kripto varlık tanımı bulunmaktadır.

İlk tanım, 16 Nisan 2021 tarihli ve 31456 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ve 30 Nisan 2021 tarihinde yürürlüğe giren Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmamasına Dair Yönetmelik'in 3. maddesinde yer almaktadır. Bu tanıma göre kripto varlık; dağıtık defter teknolojisi veya benzer bir teknoloji kullanılarak sanal olarak oluşturulup dijital ağlar üzerinden dağıtımı yapılan, ancak itibari para, kaydi para, elektronik para, ödeme aracı, menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracı olarak nitelendirilmeyen gayri maddi varlıkları ifade etmektedir. Bu, kavramın Türk mevzuatındaki ilk tanımı olup açıkça yalnızca anılan Yönetmelik'in uygulanması bakımından yapılmıştır.

Söz konusu olumsuz sayım, kavram haritasının kendisidir. Dışarıda bırakılan her terim, kendi lisans rejimi ve kendi denetim otoritesi bulunan bir kategoridir ve düzenleme, kripto varlıkları bunların tamamının dışına aynı anda yerleştirmiştir.

İkinci tanım ise lisanslama bakımından uygulanacak olan tanımdır. 7518 sayılı Kanun ile değiştirilen 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 3. maddesi kripto varlığı; dağıtık defter teknolojisi veya benzer bir teknoloji kullanılarak elektronik olarak oluşturulup saklanabilen, dijital ağlar üzerinden dağıtımı yapılan ve değer veya hak ifade edebilen gayri maddi varlıklar olarak tanımlamaktadır. Bu tanımda herhangi bir olumsuz sayım yer almamaktadır. İki tanım, her biri kendi alanını düzenlemek üzere bir arada yürürlüktedir.

Üç sonuç özellikle önem taşımaktadır. Birincisi, para ve menkul kıymet kategorilerinin dışında bırakılmış olmak düzenlemeden muaf olmak anlamına gelmez. Kripto varlıklar; 6362 sayılı Kanun'un kripto'ya özgü hükümleri ile 13 Mart 2025 tarihli ve 32840 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan III-35/B.1 ve III-35/B.2 sayılı Tebliğler kapsamında düzenlenmektedir; bu rejimin lisanslama sonuçları yukarıda anılan yazıda incelenmiştir. İkincisi, sermaye piyasası tanımı teknoloji tarafsızdır ve bir tokenin misli nitelikte olmasını, borsada işlem görmesini ya da belirlenebilir bir kişi tarafından ihraç edilmesini gerektirmez. Üçüncüsü, iki düzenlemenin hiçbirinde kripto para ifadesi kullanılmamaktadır. Bu tercih üsluba değil esasa ilişkindir: Bu araçları para olarak adlandırmak, 2021 tarihli Yönetmelik'in onları açıkça çıkardığı bir kategoriye geri yerleştirmek olurdu. Kripto para diye bir şey yoktur.

V. KOMŞU İKİ KATEGORİ

Sermaye piyasası aracı. 6362 sayılı Kanun kapsamında düzenlenen menkul kıymetler ve diğer araçlar. Kripto varlıklarla arasındaki sınır uygulamada her zaman kendiliğinden açık değildir: Token olarak pazarlanan bir araç, ekonomik özünün incelenmesi neticesinde sermaye piyasası aracı olarak nitelendirilebilir ve bu hâlde tamamen farklı bir düzenleyici rejim uygulanır. 7518 sayılı Kanun ile değiştirilen 6362 sayılı Kanun'un 13(1) maddesi, sermaye piyasası araçlarının kayden ihraç edilerek Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından izlenmesi yerine kripto varlık olarak ihraç edilmesine ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki elektronik ortamda kayden izlenmesine ilişkin esasları belirleme yetkisini Kurul'a tanımakta; bu hâlde hakların izlenmesi, üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesi ve devredilmesinde anılan kayıtların esas alınacağını düzenlemektedir. Aynı hüküm usul ve esasların Kurul tarafından belirleneceğini öngörmekte olup bu yönde bir ikincil düzenleme henüz yayımlanmamıştır. Dolayısıyla bu yol hukuken kurulmuş, ancak fiilen kullanılabilir değildir.

Dijital kıymetli maden. En yeni kategori olup 29 Temmuz 2026 tarihli ve 33324 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Kıymetli Maden Standartları ve Rafinerileri Hakkında Tebliğ'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile getirilmiştir. Düzenleme, fiziki olarak Darphane ya da Borsa nezdinde bulundurulan işlenmemiş kıymetli madenlerin, Bakanlığın uygun görüşüne tabi olmak kaydıyla dağıtık defter teknolojisi kullanılarak dijital olarak temsil edilmesine imkân tanımakta; devri ise Borsa üyeleri arasıyla sınırlamaktadır.

Terminoloji açısından son derece enteresan ve önemli olan nokta şudur: Düzenlemede ne “RWA” ne de “tokenizasyon” ifadesi kullanılmıştır. Düzenleme üçüncü bir konum yaratmakta ve dijital kıymetli madeni hem sermaye piyasası araçlarından hem de lisanslı platformlarda işlem gören kripto varlıklardan ayrı bir gayri maddi varlık olarak ele almaktadır.

VI. YASAL TANIMI BULUNMAYAN KAVRAMLAR

Yaygın olarak kullanılan üç kavramın Türk hukukunda yasal bir tanımı bulunmamaktadır ve bu husus üstü örtülmek yerine açıkça belirtilmelidir. Stablecoin bunlardan biridir: Ne III-35/B.1 ve III-35/B.2 sayılı Tebliğler ne de 6362 sayılı Kanun bu kavramı tanımlamaktadır; dolayısıyla dolara endeksli bir stablecoin yalnızca bir kripto varlıktır ve bu nedenle onun alım satımı döviz işlemi teşkil etmez. RWA, yani gerçek dünya varlığı, hukuki değil sektörel bir ifadedir; kanuni karşılığa en yakın kavram yukarıda açıklanan dijital kıymetli maden olup kapsamı belirgin biçimde daha dardır. Tokenizasyon da benzer şekilde piyasa kullanımında ve öğretide yer almakta, ancak yürürlükteki hükümlerde geçmemektedir.

Tanımın bulunmaması, istismar edilecek bir boşluk değildir. Bir aracın yerleşik bir yasal etiketi bulunmadığı hâllerde düzenleyici otorite, onu ne yaptığına bakarak nitelendirir ve bu nitelendirme ürün piyasaya çıkmadan önce değil, çıktıktan sonra gelir.

VII. SONUÇ

Türk hukukunun bu alandaki yapısı, konuya ilişkin değerlendirmelerin düşündürdüğünden daha tutarlıdır. Tahdidî bir fon tanımı, bunun içinde birbirinden ayrı üç parasal kategori, ödeme araçları için ayrı bir kategori ve bunların tamamının dışında konumlanmakla birlikte tam anlamıyla düzenlemeye tabi olan iki kripto varlık tanımı mevcuttur. Güçlük yaratan kategoriler ise en yeni ve en az tanımlanmış olanlardır: Kripto varlıklar ile sermaye piyasası araçları arasındaki sınır ve dijital kıymetli madenlere ilişkin dar kapsamlı özel rejim.

Bu yazı çerçevenin her boyutunu kapsamamaktadır ve bu türden nitelendirme sorunları, araca yapıştırılan etikete değil aracın somut özelliklerine göre çözülür. Türkiye'deki yabancı yatırımların her boyutunda olduğu gibi burada da hataların bedeli, herhangi bir adım atılmadan önce nitelikli hukuki danışmanlık almanın maliyetini önemli ölçüde aşmaktadır.

Av. Cemil Şaar, (Doktora Adayı)

Bu yazı https://cemilsaar.com/tpost/kripto-varlik-itibari-para-elektronik-para-tanimlari adresinden paylaşılmıştır.

cemilsaar@kstlawfirm.com | +90 535 416 9476 | linkedin.com/in/cemilsaar
2026-08-28 20:43 Hukuk